İmâm-ı Âzâm & Rey ve Hadis Ehli Hk. 2

Daha sahabeden itibaren hadis ehli-rey ehli ayrışması kendini belli etmeye başlamıştır. Sahabede hadis ehli, rivayete tam teslim anlamında, rey ehlinde ise Kur’an ve sünnetin özü ve ruhuna uygun olarak yorumlanması anlamında belirmiştir.İbni Ömer,Ebu Hureyre gibi sahabi hadis ehli iken ; Hz Ali, Hz Ayşe, Hz Ömer, ibni Mesud, Ibni Abbas ra gibi sahabi ise rey ehli idi. Sahabe dönemi bu farklılığı Hz Ayşe ra ve Ebu Hureyre ra örneklerinden bikaç misalle örneklendirelim.

“Sehl b. Sad rivayet etti:Rasulullah odasında saçını tararken kapıdaki bir adamın içeri baktığını gördü,ona çıkıştı:”Eğer içeri baktığını bilseydim şunu gözlerine sokardım.İzin istemek,bakmaktan alıkoymak içindir.”(Buhari,İstizan 11;Muslim Adab 40-41; Humeydi,Müsned 2:412) Burada anlam mecazidir ve gizlice bakmanın çirkinliğinin altı çizilmektedir. Burada ebu Hureyre’den gelen şu rivayette anlam kaydırılmıştır:”Her kim izni olmaksızın bir kavmin evine bakarsa,onun gözünü çıkarmaları helal olur.”(Ahmed Hanbel ,Müsned 2:266;Muslim ,Adab:43)
Yine başka örnekte Hz Ayşe’den gelen ve Rasulullahın sabah namazının sünnetini kıldıktan sonra kamet getirilinceye kadar dinlenmek için evinde sağ yanına uzanmasını bildiren rivayet(Abdurrezzak, Musannef 3:43; Buhari ,Teheccüd 26,28; Ebu Davud, Tatavvu:4) Ebu Hureyre’den gelen bi nakille ,”biriniz sabah namazının sünnetini kıldıktan sonra sağ tarafına uzansın(Müsned,2:415) şekline döndürüldü. Aynı rivayeti Hz Ayşenin açıklamasında ise,Hz Ayşe, Rasulullahın sünnet olsun diye değil dinlenmek için uzandığını söylemiştir.(Abdurrezzak, Musannef, 3:43(4722) ) Hatta Ebu Hureyrenin bu nakline,bir sahabenin ,”Ebu Hureyrede çok oldu artık “diye tepki gösterdiği bildirilir.(Ebu Davud, Salat :294)
Yine ibni Ömer ve ebu Hureyre’nin muhassabta (Ebtah) konaklamayı haccın sünneti olarak görmelerine karşın,Hz Ayşe bu konaklamayı dinlenme amaçlı olarak görmüş ve,” sünnet değildir” demiştir.(Muslim, Hacc 339-340;ebu Davud,Menasik:87)
Rey ehli sahabe İbni Abbas’ta,ebtahta konaklamayı haccın menasiki görmemiş,”orası Rasulullahın öylesine konakladığı bir yerdir” demiştir.(Buhari hacc:147; Muslim,hac :341)Hz Ayşe başta olmak üzre bazı sahabi, Ebu Hureyrenin rivayetlerine itiraz etmiş ,Zerkeşi ,Hz Ayşe’nin Ebu Hureyre ve benzer sahabeye yönelttiği eleştirileri ve itirazları, ” el İcabetuli iradı ma istedrekethü Aişetü ales sahabeti ” adlı kitap halinde yayınlamış,eser ” Ayşe’nin sahabelere yönelttiği eleştiriler “adıyla Türkçeleştirilmiştir.Bu dönemi burada kesip sonraki döneme kısaca göz atalım.
Ebu Hanifede rey ehli idi,aynen hocası Hammad gibi,ibni Mesud,hz Ali,hz Ayşe,hz Ömer vb gibi…Rivayet ve hadislerin Ku’ran ve sünnetin ruhuna ters olması durumunda kabul etmez,yada uygun olarak yorumunu yapar,şüpheli bulursada almaz ve rey ederdi. Örneğin “Abdest imanın yarısıdır” hadis rivayetini kabul etmeyen ebu Hanife,”öyleyse imanınızı tamamlamak için niye 2 defa abdest almıyosunuz?”derdi.(Tarihu Bağdat,13:404) Ebu Hanife’nin kabul etmediği bir rivayette,yağmur duasında kılınan 2 rekat yağmur namazıdır.Tırmızi,yağmur namazıyla ilgili rivayetlere yer verdikten sonra,Ebu Hanife’nin aklıyla ve reyiyle bu namazı kabul etmediğini söyler ve, “onun bu görüşü ve hareketi sünnete aykırıdır ” der.(Tırmızi,Sefer, Babu macae fi salatil istiska,no:556-559)
Yukarda verdiğimiz rivayeti ise,”Kim bir topluluğun gizliliklerine gizlice bakarsa o kişinin gözünü çıkarmaları helal olur”(ibni Ebi şeybe, Musannaf 7:281;14:160) uydurma kabul eden ebu Hanife bunla amel etmemiş,”eğer adamın gözünü çıkarırlarsa tazminat öderler” demiştir.(ibni Ebi Şeybe, Musannaf 7:281;14:160)Mesela yine bir rivayette, “Kim bir boş araziyi eker biçerse orası onun olur denmiştir(Buhari, Hars:15;Ebu Davud, İmare:37) Ebu Hanife kendi zaman ve bölgesinde böyle yapmanın sataşmaya ve kavgalara sebep olacağı yorumunda bulunarak bunu idarecinin resmi iznine bağlamıştır.(Ebu Yusuf,Kitabul Haraç s.64; İbni ebi Şeybe,Musannaf 14:160) Ama mesela imam Malik hadisten hareketle boş arazinin direkt orayı ıslah edene ait olduğunu söyler.(İmam Malik, Muvatta, Akdiye:24)
Örnekleri burada keselim,İmam Azama bu rey çizgisinden dolayı hemen hemen tüm hadisçi ve bazı mezhepçiler saldırıda ve hakaretlerde bulunmuş,onu sünnet düşmanlığı ve sapıklıkla suçlamışlardır.Bikaç örnek verelim:
ibni Hibbanda, kendinden önceki hadisçiler gibi O da rey ehli imam Azama hakaret ve ithamlarda bulunmuştur.Ebu hanifeye yönelik ithamlarını,” et tenbih alet temvih ve el mecruhin” adlı kitabında toplamıştır.Şöyle der:”ebuHanife mürciedendir,ümmetin fitnecisidir,süfyan es sevri,kafir olduğu için ebu hanifeyi 2 kez tevbeye davet etmiştir.”(ibni Hibban, el Mecruhin, 3:73) Yine ibni Hibban,imam Cafer’den,”benim ve dedelerimin laneti ebu hanifenin üzerine olsun” şeklindeki uydurma rivayeti eserine almıştır.(ibni Hibban, el Mecruhin, 3:65)
Hadisçi Darekutnide, Ebu Hanifeye her fırsatta sünnet düşmanı damgası vurmuştur. Darekutni, süneninde ebu Hanifeyi geleneğe uyarak hadis ve sünnet yönünden zayıf sayar(Darekutni,sünen,1:323) Abdulhayy el Laknevi, Darekutniye karşı ebu Hanifeyi savunur: “Ebu Hanifeyi hadiste zayıf olmakla suçlayan Darekutni gibi taassub sahiplerinin sözüne itibar edilmez.Ebu Hanife Allah’tan korkan bi imamdır.Derler ki rey eder,bu suçlamadan daha garip ve çirkin ne olabilir?” der.(Laknevi,er Refu Vet Tekmil s.69-70) Ebu Gudde ise, Darekutni’nin fanatik Şafii taraftarı olduğunu belirtir.(Laknevi,er Refu Vet Tekmil s.341 (ebu Guddenin notu) )
Meşhur İbni Sad,” ebu Hanife hadiste zayıftır,reyeder,ehli sünnet dışı mürciedir” diye yazar.(İbni Sad, Tabakatül Kübra, 6:368-369; 7:321)Bu dönmide burada kısaca kesip,M.Gazalinin bir hatırasını dinleyelim:
bi genç,kendisine,” Ey hoca,hz peygamber kendi döneminde minberin 3.basamağında hutbe okurdu,sen ise 19.basamakta okuyorsun,sünnetin dışına çıkıp hata ediyorsun” deyince M.Gazali cevaplar: ” Kardeşim,siz niye kilimlerle döşenmiş camilerde namaz kılıyorsunuz?Oysa peygamber döneminde mescidi nebinin kilimlerle döşenmesi şöyle dursun,tabanı yağmurdan ıslanırdı.Çünkü tabanı ağaç ve topraktı.Mescidi nebevinin tavanı hurma lifiyle örülüydü.Şimdi sünnettir diye camilerimizin kilim ve seccadelerini söküp tavanınıda hurma lifiylemi kapatalım?Genç kardeşim,sen ve arkadaşların dinin henüz ruh ve özünü gerçek manada kavrayamamışsınız.(Gazali, Künuz Mines Sünne,s.198 naklen;Yrd Dç dr Abdulcelil Candan, Müslüman ve Mezhep s.143)
Günümüzdende bir örnekle konuyu kapatalım.Geçen yıllarda abdestsiz Kuran okunur veya adetli kadın Kuran okur diye rey eden ,hatta aslında hiçte yeni bişey söylemeyen alim ve hocalara mezhepçi ve hadisçi çevrelerin saldırması,sapık kafir diye hakaretler etmesi,onları sünnet düşmanı olmakla suçlaması kadar boş ve cahilce bir iş olamazdı.Madem bu küfürdü,alın imam Malikten rivayet:”Ömer b Hattab, Kur’an okuyan bi topluluğun yanındaydı.Bi ara defi hacet için ayrıldı ,tekrar gelip oturup kuran okumaya başladı.Adamın biri,”müminlerin emiri,abdestsiz kuran okuyosun sen” dedi.hz Ömer,”Sana abdestsiz Kur’an okumama fetvasını kim verdi? yoksa sahte peygamber Müseylime mi?” dedi(Muvatta, Kur’an :2)Şimdi aynı çevreler hz Ömer ve imam Malik’e sapık diyebilirmi,elbette diyemez.Kendi hadis usullerine göre bile buna cevaz vardır görüyosunuz. 4 mezhebin dışında bişey konuşan sapıktır anlayışı tamamıyla cehalet örneğidir. Haneficilik yaptığını zannedipte ebu Hanifeye zıt olduğunun bile farkında olmayan cahil kişiler, bu memlekette hoca diye sarığı sakalı var diye gavsı,Allahın velisi vekili, hatasızı  sanıyor. Halbuki cehaletin kapkara kapladığı bu mezhepçi kesimler aslında Hanefiliğe ihanet ettiklerinin farkında dahi değiller,çünkü ebu Hanifeyi tanımıyolar.Bakın kendi usullerinde bile neler çıkarılabilir. – İbrahim En-Nehai dediki: “Adetli kadının ayet okumasında bir sakınca yoktur.“(Buhari, Hayız, 8)Sunni alim ibni Hazm’a görede Kur’an okumak,mushafa dokunmak,adetli kadın içinde caizdir.Bu Rebia,ibni Müseyyeb,ibni Abbas,Davud’ un da görüşüdür.İbni Hazm, delil olarak peygamberimizin Herakle gönderdiği mektubuda zikreder.(Ayni ,Mdetul Kari 3:260,261) Ayrıca Maliki mezhebinde ezberden Kuran okuyabilir adetli kadın. Neyse meselemiz bu değil, meselemiz insanların düşünmesini,bilgi üretimini,akletmesini engellememek,onları her tür hakaret,kampanya,iftira ve baskı ile susturmamaktır.  Dün olduğu gibi bu günde, düşünen,ilim üreten,aklını kullanan,Kur’an ışığında fikirler üreten insanlara ve ilim adamlarına karşı bu faşizan çevreler karalama kampanyaları yapmaktadırlar tarih tekerrürden ibaretmiş ama bu konuda artık etmesin inşaallah…

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir